Sunumlara ulaşmak için lütfen tıklayınız.
.

  • Kanser Hastalarında İnvaziv Fungal İnfeksiyonlar

    33 Yazar, 28 Konu, Güncel yaklaşımlar, yeni kılavuzlar devam...
    ONLINE KITAP
COMBACTE grubu içerisinde yer alan ANTICIPATE çalışma grubu tarafından yürütülen prospektif kohort çalışmaların sonuçları iki farklı makale olarak Nature Communications dergisinde yayınlandı. 
İsrail’den yapılan bu araştırmada, Pfizer BioNtech aşısının ilk dozundan 2 hafta sonra başlanarak 6 hafta boyunca anne sütünde anti-SARS-CoV-2 IgA ve IgG antikor pozitiflikleri sağlık çalışanı olan ve emziren annelerde test edilmiş. İlk dozdan 2 hafta sonra IgA titresinde anlamlı artış olduğu ve ilk dozdan 4 hafta sonra da IgG titresinde belirgin yükselme olduğu tespit edilmiş. Bu antikorların 6 hafta boyunca büyük oranda pozitif seyrettiği ve SARS-CoV-2’ye karşı da nötralizan etkisinin olduğu kaydedilmiş.  
Açık etiketli faz 2 randomize kontrollü çalışmanın sonuçlarına göre hafif COVID-19 hastalarına erken dönemde başlanan inhale budenozid tedavisi acil servise başvuru ve hastaneye yatış oranlarını anlamlı şekilde azaltıyor. İnhale budenozid alan hastalarda iyileşme daha hızlı oluyor, ateş daha kısa sürüyor ve COVID-19 ilişkili persistan semptomlar daha az görülüyor. 
AAC’de yayınlanan bu çalışmada; çok ilaç dirençli Pseudomonas aeruginosa izolatlarında seftolozan-tazobaktam maruziyeti sonrası %80 izolatta seftolozan-tazobaktam direncinin AmpC aracılığıyla geliştiği gösterilmiş. AmpC mutasyonlarının seftazidim-avibaktam’a karşı da çapraz dirence yol açtığı, aynı izolatlarda piperasillin-tazobaktam ve imipenem MIK değerlerinde ise azalma olduğu tespit edilmiş.
NEJM’de yayınlanan bu yazıda tüm ülkelerde aşılanmanın eşit bir şekilde uygulanmasının önemi ve buna yönelik yapılması gerekenler ele alınmış.
Lancet Global Health dergisinde yayınlanan bu sistematik derleme ve meta-analiz sonuçlarına göre COVID-19 pandemisi sürecinde maternal ölüm, ölü doğum ve maternal depresyon sıklığında önceki yıllara kıyasla belirgin artış kaydedilmiş. 
NIH tarafından yürütülen bu çalışmada SARS-CoV-2 aracılıklı oral kavite (tükrük bezleri ve oral mukoza) tutulumunun ve tükrük aracılıklı SARS-CoV-2 bulaşının olabileceği gösterilmiş. Ayrıca tükrükteki SARS-CoV-2 viral yükü ile tat kaybı arasında da bir pozitif korelasyon tespit edilmiş. 
Singapur’dan yapılan bu araştırmanın sonuçlarına göre COVID-19 geçirip iyileşen hastalarda nötralizan antikor yanıtları ciddi farklılık arz ediyor. Ancak ciddi hastalık ile persistan nötralizan antikor yanıtı arasında ciddi bir ilişki olduğu tespit edilmiş. Buna karşın, hastalık ciddiyeti ile T hücre yanıtı arasında benzer ilişkiye rastlanmamış.
Wuhan’da yapılan bu çalışmada 9542 toplumdan seçilen katılımcıya ait anti-SARS-CoV-2 antikor pozitifliği ve nötralizan antikor varlığı değerlendirilmiş. Buna göre, antikor pozitifliği tüm katılımcıların %6,9’unda tespit edilmiş. Bunların %40’ında nötralizan antikor varlığı gösterilmiş. Ayrıca, Nisan-Aralık arasındaki takipte nötralizan antikor pozitiflik oranının sabit seyrettiği de rapor edilmiş.  
NEJM’de yayınlanan çalışma sonuçlarına göre aşının B.1.351 varyantı ile gelişen hafif-orta şiddetli COVID-19 gelişimini önlemede neredeyse hiç etkinliği yok (etkinlik %10,4). Ancak hiçbir hastada ciddi COVID-19 geliştiği gözlenmemiş.  
NEJM’de yayınlanan bu araştırmada, Oxford-Astrazeneca (ChAdOx1) aşısına bağlı olarak PF4’e karşı gelişen trombosit aktive edici faktörlerin immun trombotik trombositopeni gelişimine yol açtığı gösterilmiş. 
İngiltere’den yapılan bu geniş çaplı prospektif kohort çalışmanın sonuçlarına göre daha önce COVID-19 geçirmiş olmak infeksiyon riskini %84 azaltıyor ve bu koruyuculuk primer infeksiyonu takiben ortanca 7 ay sürüyor.
Daha önce online olarak IDSA sitesinde yayınlanan kılavuz Clinical Infectious Diseases (CID) dergisinde dün (08.04.2021) yayınlandı.
JAC’de yayınlanan bu araştırmanın sonuçlarına göre; değerlendirmeye alınan 69 ülke içerisinde orta gelirli ülkelerde geniş spektrumlu antibiyotik kullanımı giderek artarken, bazı ülkelerde hala (Örn, Gine, Nijerya) uygun antibiyotik tedavisine erişim sorunu dikkati çekiyor.
CID'de yayınlanan bu makalede antenatal SARS-CoV-2 aşılamasının maternal ve neonatal koruma sağlayabileceği belirtiliyor.
Lancet'te yayınlanan bu makalenin sonuçlarına göre aşının B.1.1.7 varyanta karşı etkinliğinde %11 azalma oluyor ve nötralizan antikor yanıtı Victoria varyantına kıyasla belirgin azalıyor. Vaka sayısındaki yetersizlik nedeniyle etkinlik analizlerinde elde edilen sonuçlarda güven aralığının geniş olduğu dikkati çekiyor.
Fransa'dan araştırıcıların gerçekleştirdiği çift kör randomize kontrollü çalışmaya orta ciddiyette (hastaneye yatırılarak tedavi edilen ancak kritik bakımda izlenmesine ihtiyaç olmayan) toplum kökenli pnömoni hastaları dahil edilmiş. Bu çalışmanın sonuçlarına göre 3 günlük tedaviden sonra durumu stabil olan hastaların beta-laktam tedavilerini devam etmemenin aynı tedaviye hasta stabil olduktan sonra 5 gün daha devam etmeye kıyasla (toplamda 8 gün) benzer etkinliğinin olduğu (15 günlük klinik iyileşme) tespit edilmiş.
Bu sene maske-mesafe-hijyen kurallarına uyum nedeniyle ülkemizde ve dünyanın birçok yerinde her zamankinden çok daha az grip vakası gözlendi. Ancak COVID-19’un da mevsimsel grip veya soğuk algınlığı gibi önümüzdeki yıllarda endemik hale gelebileceğini ve influenza A infeksiyonu geçirmiş olmanın ACE2 ekspresyonunu artırarak daha ciddi COVID-19 gelişimine katkıda bulunduğunu gösteren araştırmalar göz önüne alındığında, gelecekte pan-flu-COVID-19 aşısına ihtiyaç olduğu rahatlıkla söylenebilir. 
Daha önce medRvix’te yayınlanan (REMAP-CAP-ACTIV4a-ATTACC) randomize kontrollü çalışma sonuçlarına benzer bir şekilde bu çalışmada da standart profilaktik antikoagülan tedaviye kıyasla orta (intermediate)-doz profilaktik antikoagülan tedavinin 30 günlük mortalite, ECMO ihtiyacı ve arteriyel-venöz tromboz gelişiminden oluşan birleşik sonlanım noktası üzerine olumlu bir etkisinin olmadığı gösterilmiş.  
Ayaktan tedavi edilen, toplumdan kazanılmış pnömonisi olan, daha öncesinde sağlıklı 6 ay-10 yaş arası çocuk hastalar 5 gün yüksek doz amoksisilin ve standart 10 gün yüksek doz amoksisilin ile tedavi edilmiş. Bu çift kör randomize kontrollü çalışma (n=289) sonuçlarına göre, kısa tedavi süresi ile standart tedavi süresi arasında klinik sonuçlar açısından bir fark yok.